Edebe dair yazı 2 (Mustafa Demirci)

Sakın Terk-i Edepten(Mustafa Demirci)

1998 – Mayıs

1. Sayfa

“Efendi! Bilmiş ol ki edep; insanın bedenindeki ruhtur. Efendi! Edep; ricalullahın göz ve gönlünün nurudur. Eğer şeytanın başını ezmek dilersen; gözünü aç ve gör. “Şeytanın katili edeptir.”

İnsanoğlunda edep bulunmazsa o insan değildir. Çünkü insan ile hayvan arasındaki fark edeptir.” Hz. Mevlânâ (k.s)

Serlevhası “Edep Yâ Hû” olan sûfiler sülûk ehlini hem Hakk (c.c)’a hem de halka karşı, zâhiren ve bâtınen edepli hale getirmeyi amaç edinmişlerdir. Öyle ki, bu gâye ile davet ettikleri nurlu yolu edep kelimesiyle tanımlayanlar bile olmuştur. Ebu Hafs el-Haddâd (k.s) bunlardan birisidir. “Tasavvuf edepten ibarettir.” der. “Ziyafete davet etmek” manasındaki “edb” veya “Zarif ve edepli olmak anlamındaki “edeb” masdarından isim olan edep; lügatte “davet, iyi tutum, kibarlık ve incelik, takdir ve hayranlık” kelimeleriyle ifade edilmiştir.1 “Sevgilim konuşunca hep güzelliklerden bahseder. Susunca da hep güzel şeyler yapar.” diyen edip edebi ne güzel anlatır. Marifetulaha talip olan sûfîler bu yakınlığın nasıl elde edileceği hususunda ciltler dolusu eserler ortaya koymuşlardır. Her biri meşrebine göre metodlar belirlemiştir. Ancak hepsinin buluştuğu ortak nokta “edeb” olmuştur. Çünkü yine hepsinin ortak hedefi marifetullahtır. Marifetullah ise kulun sultan ile yakınlaşmasıdır, perdelerin aralanmasıdır. Bu yakınlık sultanın sarayında bulunmak gibidir. Ki; “Kurb-i Sultan, âteş-i sûzândır.”

Yani sultana yakın olmak yakıcı ateşe yakın olmakla eşanlamlıdır. Huzurda edebe riayetsizliğin bedeli çok ağırdır. Bu sebebledir ki; “Kâmil manada edep, ancak peygamberlerde ve sıddîklarda olur.”

Çağımız insanları bütün kavramların içini boşaltmış kuru ifadeler manzumesi haline getirmiştir. Bugün edep denilince anlaşılan; şekillere ve levhalara hapsedilmiş ruhsuz birtakım davranış biçimleridir. Oya bütün ilhamını Kur’an-ı Kerim’den ve Sünnet-i Rasülullah (s.a.v)’tan alan hakikat ehli edebi birçok yönden farklı biçimlerde derin mânâlar yükleyerek hayatına taşımıştır. Onlara göre edep, kulluğun zîneti, süsüdür. Onlar namazdan başlayarak sefer, hareket, ikâmete kadar uzanan bütün vazifelerini bir edep çizgisi dahilinde ifâ etmişlerdir.

“Beni rabbim terbiye etti ve edebimi güzel yaptı.”2 buyuran güzeller güzeli Rasülullah (s.a.v)’ın âşıkları, edebinden, sîretinden nasibdâr olan sâdıkları, O’nu hakkıyla severek, izini takip ederek, tarihte eşi-benzeri görülmeyen göz kamaştırıcı edep tabloları çizmişlerdir. Hudeybiye görüşmeleri sırasında müslüman olmadan önce Kureyş’in elçiliğini yapan Urve b. Sâkif (r.a)’in Allah Rasülü (s.a.v) ve ashâbı hakında anlattıkları çok mühim mesajlar ve numuneler içermektedir. Urve (r.a), Efendimiz (s.a.v) ve arkadaşları ile ilgili izlenimlerini şu cümlelerle aktarır: “Ey Kureyş! Ben anlı şanlı kralların huzuruna gittim. Kayser, Kisrâ ve Necâşî’lerin saraylarında girip onların krallarına davranışlarını gördüm. Yemin ederim ki; hiçbir krala adamlarının Hz. Muhammed (s.a.v)’in adamlarının kendisine saygı gösterdiği gibi saygı gösterdiğini görmedim.

Şayet tükürse; kimin eline değerse değsin onu tenine yüzüne sürüyor. Muhammed (s.a.v)’in ağzından bir söze çıkmaya görsün onu hemen yerine getirmek için herkes birden fırlıyor. Abdest aldığında abdest suyunu aralarında mücadele ederek kapışıyorlar. Yere düşmesine fırsat kalmıyor. Birinin eline bir damla dahi geçmemişse diğerinin yaş eline elini sürerek yüzüne sürüyor. Huzurunda çok alçak sesle konuşuyorlar. Önünde asla yüksek sesle bağırmıyorlar. Edeplerinden dolayı gözlerini dikerek O’na bakmıyorlar. Sakalından veya başından bir kıl düşse onu yerden hemen alıyorlar. O’na saygı ve hürmet gösteriyorlar. Kısacası ben hiçbir lidere Muhammed (s.a.v)’e olduğu gibi bir saygı ve muhabbet gösterildiğini görmedim.” 3

Bu saygı, muhabbet ve edeb çağlayanı her devirde nefesini hissettirmiş benzersiz güzelliklere temel teşkil etmiştir. Edebinden dolayı Allah Rasülü (s.a.v)’nün dolaştığı çöl kumlarına ayakkabılarıyla basmaktan haya eden, yalınayak bir ömür kızgın çöl kumlarında dolaşan gönüller sultanı Bişr-i Hafî (k.s) devrinin edep şâhikası olarak karşımızda durmaktadır.

Muhabbet bağının güllerini koklayan ve aldıkları râyihaları şiirlerle ölümsüzleştiren âşık, şâir Nâbi, sevgilisi Muhammed Mustafa (s.a.v)’nın ravzay-ı pâkine yaklaşınca şehrin girişinde mola vermişti. Yol arkadaşı yorgunluktan uyuya kalınca; onun ayaklarını uzatmasına gönlü razı olmamış, gayr-i ihtiyâri dilinden şu mısralar dökülmüştü:

“Sakın terk-i edepten kû-yı mahbûb-i Hüdâdır bu Nazargâh-ı ilâhîdir makâm-ı Mustafa’dır bu.” Sevgilisi de onun sözlerini sabah namazı vakti müezzine rüyasında telkin ile onun edebine, ihtiramına müezzinin yanık sesiyle şiirini okutturarak karşılık vermiştir. Bu ve benzeri örnekleri saymakla bitiremeyiz. Bilinmesi gereken odur ki; gönüllerini Allah (c.c)’a ve O’nun Rasülüne açabilen iman sahipleri her an huzurda olmanın hazzı ile püredep yaşamışlar, bununla da yetinmeyip kıyamete kadar geçerli edeb kuralları ile süslenmiş tasavvufî öğretileri insanlığa miras olarak sunmuşlardır. Ne acıdır ki, bugün edepsizliğin ve hâyâsızlığın hüsnü kabul gördüğü bir dönemin kirli havasında yaşıyoruz. Ne diyelim?

Âh Edep!

Âh Edep!

Âh Edep!..

Selam ve duâ ile…

Dipnotlar:

1. Lisânu’l-Arab; “edb” md. Firuzâbâdî, el-Kâmûsü’l-muhit, edb md. 2. Keşfu’l-Hafâ, I, 70 3. Dehlevî, Fezâil-i Amâl: 12. Böl. 187. shf.

Reklamlar
Published in: on Nisan 21, 2007 at 7:03 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://hayreddin.wordpress.com/2007/04/21/edebe-dair-yazi-2-mustafa-demirci/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: