Ali Ulvi Kurucu(Hatıralar)

Ali Ulvi Kurucu’nun hatıralarından ibretli olaylar!..
AHMED ŞAHİN
Çileli bir devrin hikayesini Ali Ulvi Kurucu merhumun hatıralarından okumak büyük bir şans. Hayatını tamamen ilme adamış yüksek bir kâmet olan merhum Kurucu, hatıralarıyla da irşad vazifesini yerine getiriyor.

Değerli araştırmacı arkadaşımız Mehmed Ertuğrul Düzdağ, büyük bir çalışma sonunda Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun hayatını kendi dilinden kayda alarak kitap haline getirmiş, Kaynak Yayınları da bu eşsiz hatıraları iki cilt halinde basarak okuyucunun istifadesine sunmuş. Hatıraların, bir devrin gizli kalmış mühim olaylarına ayna tuttuğu kesin.

1922 tarihinde Konya’da dünyaya gelen Ali Ulvi Kurucu, on sekiz yaşında ailesiyle birlikte Medine’ye hicret eder, daha sonra oradan da Mısır’a geçerek altı sene öğrenci olarak kalır. Bu sırada Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ile yakınlık kurar, eşsiz hatıralarını da bizzat kendisinden dinleyerek tespit ettikten sonra Medine’ye döner, elli altı senesini tamamladığı Medine’de 2002’de 80 yaşında vefat eder.

Sözü uzatmamak için son devir Osmanlı Şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’den bizzat dinlediği ibret dolu hatıralarından bazı kesitleri birleştirerek takdirlerinize takdim ediyorum..

1918’lerde Osmanlı’nın bir numaralı insanı Padişah Vahdettin ise, ikincisi de onun sağ kolu sayılan Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi olacaktır. Ancak Mustafa Sabri Efendi İstanbul’da siyasetle de hizmet etmeyi düşünen bir ilim adamıdır… Bu sebeple baştan desteklediği İttihatçıların sağlam düşünmediklerini tespit ettikten sonra ayrılmakla kalmaz, karşılarına da geçer… İttihatçılar ise bunu hazmedemez, hocanın peşine düşerler. Bir gece yakalamak için şeyhülislamın Fatih’teki evinin kapısını çalarlar. Zaten böyle bir baskını bekleyen şeyhülislam hemen evinin çatısına çıkar, bitişik binanın damına geçer, geniş bacasından aşağıya inerken yarısından sonra güm diye evin içine düşer. Gürültüye koşan ev sahibi hocayı karşısında görünce önce şaşırır, sonra da korkar, “Seni burada görürlerse evinde saklıyor diyerek bana kötülük ederler, hemen burayı terk et…” der. Şeyhülislam yağmurlu gecenin karanlığında evden çıkıp bitişikteki bir kereste deposunda tahtaların arasında gecelemeye mecbur kalır, sabaha karşı ilerideki medreseye gider, öğrencilerine kimselere duyurmamaları tembihinde bulunur, eve gönderdiği haberle de komşu bakkala çamaşırlarını göndermelerini, oradan aldıracağını duyurur. Hafta boyunca aramaların devam ettiğini öğrenince bir tüccar dostuna rıhtımda bekleyen Romanya vapurundan bilet aldırır, sabaha karşı gizlice kayıkla sahilden vapura çıkarak Türk sularından çıkıncaya kadar geminin kömürlüğünde saklanır, sonra ortaya çıkıp Romanya’ya varınca iner, Bükreş’te yerleşir. Ancak bir süre sonra şartlar değişir, kendisini burada yakalayıp önce hapse atarlar, sonra da gelen bir ekiple İstanbul’a (belki de idam edilmek üzere) getirilir, Harbiye nezaretinde beş saat süren bir tartışmadan sonra şeyhülislamın samimiyetine inananlar idamdan kurtarırlar… Aradan yine zaman geçer, ülkedeki şartlar daha da aleyhte gelişir. Artık sokaklarda “Biz Osmanlı ailesi tanımayız, onları da Ali Kemal’in akıbetine uğratacağız!..” tehditleri kasti olarak kendilerine duyurulur. Bunun üzerine 1922’de Mustafa Sabri Efendi, Sultan Vahdettin ile birlikte ailecek bir İngiliz zırhlısıyla İstanbul’dan ayrılıp İskenderiye’ye ulaşırlar. Burada Türk konsolosunun şahsi gayretkeşliğiyle domates ve çürük yumurta atılarak karşılanırlar… Bu saygısızlığı fırsat bilen Osmanlı karşıtı Mekke Emiri Şerif Hüseyin ise gönderdiği bir gemiyle beklenmedik bir ilgiyle bunları alıp Cidde’ye çıkarır, oradan da Mekke-Medine ziyaretlerini yaptırıp serin bir havanın hakim olduğu Taif’e gönderir. Bu hürmetten şüphelenen şeyhülislam bir de öğrenir ki, İngilizler Osmanlı’ya isyan ettirdikleri Şerif Hüseyin’i Müslümanların halifesi olarak ilan etme hazırlığındalar. Sultan Vahdettin ile şeyhülislam da ellerine düşmüşken bunlara da bu ilanı tasdik ettirmek niyetindeler. Durumu Vahdettin’e anlatır. Oradaki havanın kendilerini hasta ettiği gerekçesiyle bir gemiyle hemen geriye dönerler. Şeyhülislam Yunanistan’a, Padişah da İtalya’ya geçmek zorunda kalırlar.

Hocaefendi bu defa Gümülcine’deki Müslümanlardan sağladığı destekle boş durmaz “Yarın” adında bir gazete çıkararak Türkiye’deki yönetimin yanlışlarını olanca açıklığıyla manşete taşır. Sınırda tarla süren köylülerle de gazeteyi Türkiye’ye ulaştırırlar. Bundan rahatsızlık duyan Ankara ise gazetenin kapatılıp hocanın sürülmesini talep eder… Gazete kapatılır; ama hocaya dokunulmaz. Bu sıralarda İtalya’nın San Remo şehrinde rahatsızlandığını duyduğu padişahı ziyarete giden şeyhülislam, merhamet istismarcısı bir adamın, padişaha: “Bir sürü dava arkadaşlarımız buralarda açlıktan sürünüyorlar, yardıma muhtaçlar…” diyerek beş yüz altın yardım aldığını öğrenmesi üzerine, eskiden tanıdığı Ahmed Hamdi Topbaş Bey’e durumu anlatır, yokluk içindeki padişahın parasını bu dolandırıcıdan almasını ister…

Hamdi Topbaş Bey, tanıdığı eski İttihatçı adamı bulduğu otelinde, tabancasını çekerek, “Ya yokluk içinde kıvranan sultandan aldığın paraları geri verirsin ya da seni burada temizlemek zorunda kalırım.” diyerek on altın eksiğiyle parayı kurtarır, ertesi gün merhametli sultana geri verirler. Ne var ki yanına hazineden kuruş almayan padişahı bu da kurtarmaz… 1926’da 65 yaşında İtalya’nın San Remo şehrinde vefat ettiğinde Müslümanların borçlarını ödeyerek alacaklılardan ancak kurtardıkları cenazesi, Şam’daki Süleymaniye külliyesinin haziresine nakledilerek ecdadının yanına defni sağlanır; imtihan ve ibret dolu bir hayat da böyle son bulur…

Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ise: “Gazete kapatıldı, burada hizmet yok, ölüp de yabancı mezarlığına gömülmektense bir Müslüman ülkeye iltica etmeliyim” diyerek Müslüman devletlerin konsolosluklarından ülkelerine iltica izini isterse de hiçbiri böyle bir yazı verme cesaretini kendinde bulamaz, sadece Mısır konsolosu her şeyi göze alır ve şeyhülislamın Mısır’a girme yazısını verir, 1954’te vefat edeceği Mısır’a son yolculuk da böylece gerçekleşmiş olur.

Ali Ulvi Kurucu’nun 2 ciltlik hatıraları o devre ait böyle ibretli olaylarla doludur.

MUSTAFA AYDIN

Hatıralar bir devre ışık tutuyor

Üstad Ali Ulvi Kurucu Bey, güzel ahlâkı, ruhlara hitap eden şiirleri ve insanı öte âlemlere alıp götüren sohbetleri ile bir ilim ve irfan önderiydi. Konya’nın yetiştirdiği manevi kâmetlerden biri. Yüksek tahsilini Kahire’de yapan; hayatının son elli altı senesini Medîne-i Münevvere’de geçiren ve önemli hizmetlerde bulunup yine orada vefat ederek, sahâbîler komşu olmuş bahtiyar bir insan. Yıllardır yayınlanmasını beklediğimiz hatıraları, bizler için bir ilim, irfan ve maneviyat kaynağı olduğu kadar, yakın tarihimiz için de bir “şifre çözücü” ve geleceğimizi tâyinde yol gösterici nitelikte.

Mehmed Ertuğrul Düzdağ beyin yıllar süren titiz çalışması sonucu hazırlanan eser zaman zaman gözyaşlarıyla okunacak derecede duygu yüklü. Düzdağ, hatıra çalışması için Kurucu ile birlikte Medine’de iki ay birlikte yaşamış. Hatıralar 70 kasede konuşulmuş, çileli ve çok titiz bir çalışma sonucunda da yayına hazırlanmış.

Çalışma vesilesiyle kutlu irfan ordusuna mensup çok önemli bir ailenin hikayesi paralelinde 20. yüzyılda dini, siyasi ve ahlaki alanda yaşananları (yaşatılanları) bir zaman çizelgesi gibi görüp izlemek mümkün. Yaşatılmak istenen yozlaşmaya ve boşvermişliğe direnen Hacı Veyis Efendi, Hacı Veyiszade Mustâfendi (Mustafa Efendi), Hacı Veyiszâde İbrahim Efendi ve Ali Ulvi Kurucu merhumun hizmetlerle ve ilahi ikramlarla dolu hayat sergüzeştlerini okumak bizler için tadına varılmaz bir mutluluk oluşturuyor.

Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar (1/2)

M. Ertuğrul Düzdağ.

Kaynak Yayınları

Tel: (0212) 522 09 99

Published in: on Nisan 26, 2007 at 6:48 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://hayreddin.wordpress.com/2007/04/26/ali-ulvi-kurucuhatiralar/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: