Erbakana Ölümmü!(Atilla Özdür Vakit)

Erbakan’a ölüm mü?

Erbakan modeli, Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan’ın şahsında belirginleşen bir zihniyettir, bir politik iktisat tercihi ve bir yönetim biçimidir…

Bu tarz-ı siyaset ve tatbikat şemasının değil pratikte hayat bulmasını, tasavvur safhasında rüşeymine dahi, karşıtlarınca tahammül edilemez…
Günümüzün hayhuylu kepazeliğinin kökeninde olduğu kadar hedefinde de, bu kanlı azgınlık kök salmıştır…
Dinsiz feylesof Bernard Russell’in anlattığına bakılırsa, Afrika’daki devletlerden birisi, Belçika Kralı’nın kendi şahsi mülküdür. Kral hazretleri olarak medeni beyaz adam, Katolik kilisesinin desteğiyle bu kendi mülkünde uyguladığı sistematik katliam sonunda Kongo’nun nüfusunu onbeş yılda yirmi milyondan dokuz milyona indirmiştir…

Kongo’nun Atatürk’ü Lumumba’nın tek dişi kalmış bu medeniyet canavarına karşı yürüttüğü bağımsızlık ve istiklal direnişinin sonunda devletin sahibi Belçika kralı, tası tarağını toplayıp gasbettiği topraklardan kaçıp gidince, Lumumba’nın millet meclisinde sergilediği sevinç dansının eşliğinde Kongo halkı da sanmış ki,
Beladan kurtulduk artık…

Afrika’nın doğal kaynaklarıyla semiren Avrupa’nın medeni beyazı Belçikalıya, o güne dek sahip olduğu zenginlikten kopmak ağır gelir. Bu durumda medeni beyaz, siyah adamın kanını içmeğe devam yollarını aramaya kalkıştığında, içeriden kendisine yardımcı olarak, Kongo’nun yerli siyahı Çombe’yi bulur…
Huzur arayan bağımsız Kongo’da medeni beyaz’ın çıkardığı iç harp sonucu Lumumba diskalifiye edilir ve hain Moiz Çombe’nin desteğiyle Avrupalı, Afrika’daki yamyamlığına yeni baştan koyulur…

Osmanlı Müslümanının kan ve iliğinin beyaz Avrupa haçlısının servetine katılması, Baltalimanı anlaşmasıyla başlar ve Muharrem Kararnamesi’ni takiben Duyun-u Umumiye ile emperyal sürecinde zirvesine ulaşır…
Lumumba’ya model Mustafa Kemal ile birlikte 9 Eylül’de erişilen İzmir’in gavurluğuna milletçe son verme zaferini takiben ülkemizde kapitülasyonların sökülüp atılmasına başlanır…
Ne var ki Cumhuriyet kadroları, bu başarının kendini yeniden üretebilmesinde kısır kalır… Halka, Duyun-u Umumiye ve İstiklal Savaşı’nın getirdiği yıkım ve yoksulluğa karşı dayanma gücü imanı verilemez… Aksine, koca olsun da bu gece olsun hayaline sürüklenen halkın sırtından devşirilen artık değerler, erken Cumhuriyet’in birinci nesil aferist çevresince paylaşılır…
Bayar Menderes demokrasisi de halka, yoksulluğa karşı haysiyetli dayanma gücü aşılamakta yetersiz kaldı. Amerika’dan gönderilen yardım fonlarıyla halkı zıvanadan çıkarılan Türkiye, borçlanarak kalkınma kapanına kıstırılışının miladını başlattı…
27 Mayıs, Oyak’ın kuruluşu, kalkınma adına montaj sanayii hangarlarının peşi peşine sıralanmasıyla, borçlanamaz duruma getirilişimizin yol açtığı anarşik hareketleri önleme adına girişilen 12 Mart darbesi falan filan derken, gelişme yolundaki Türkiye’nin iktisaden gavurlaştırılmasına karşı Necmettin Erbakan’ın şahsında Milli Görüş manifestosu ilan edilir…
Sömürge ekonomisine paydos…
Sömürge ekonomisine çekilen bu paydos’a karşı kontra paydos harekatının kod adı da, 28 Şubat…
Bundan sonra, sen sağ ben selamet devri açılır ve devlet millet malı kapanın elinde kalır…

Moiz Çombe’lerin Belçika Kralı Leopold II’nin günümüzün Türkiye izdüşümündeki ardıllarının giriştikleri karıştırma, kışkırtma çalışmaları, Türkiye’nin Milli Görüş’le girdiği toparlanma sürecine ket vurunca, meydan yerli yabancı ortaklıkların yamyamlığına açılıyor…
Topraklarımız da dahil, Atatürk’ün kanını kuruturcasına girişilen ‘iktisadi ve beşeri sermayede gavurlaştırma’ hareketi hız kazanıyor… İhracatta ithalatın değer olarak payı artıyor… Atatürk’ün kapıdan kovduğu kapitülasyonlar, özellikle de üretim dışı alanlarda olmak üzere bacadan içeri huruç ediyor…

Milli Görüş ve Erbakan’ı ipe götüren esas örtülü gerekçe, ‘Atatürk’ün sağ olması durumunda Milli Görüş’çü olacağının’ manifestoda yer alması…

Çocukluğumun kitapçı vitrinlerinde seyrine doyamadığım pardayanlar serisinden bir kitabın adı yanılmıyorsam, Pardayan’a karşı Fausto idi.
Bu seriyi günümüze uyarladığımızda, Pardayan kim Fausto kim sorusuna takılırsak, hiç şüphesiz kafayı yeriz… Zira yer gök Çombe kaynıyor… Beyaz adam da zenci Türklerin kanını emerek etine de yamyamcasına diş geçiriyor…
Ortalıkta vuranlardan kıranlardan geçilemiyor. Vuranlar, Erbakan sanarak vurduklarının da aslında, kendileri gibi, Milton Freidman ekolünden has kardeşleri olduğu gerçeğinden habersiz, körü körüne döğüşüyorlar…
Bakmayın siz Maliye Bakanı’nın Halkbank’ı rekor fiyatla pazarlama başarısını yakaladığına yönelik böbürlenme söylemlerine… Dua etsinler, Atatürk ölmüş…

Makine üreticileri ile calgon’cular emek ve sermaye misali, çıkarları çelişkili iki karşıt sektörde yer alıyorlar. Bir taraf ister ki, çamaşır makinaları üç beş senede bir yenileştirilsin… Karşı taraf da makinanın ömrünü ikiye üçe katladığını ileri sürdüğü, calgon’u kendi çıkarıyla çelişkili makinacının tavsiyesiyle pazarlamaya çalışır.

Cumhuriyet mitingleri, pazarlama teknikleri, metalaştırılmış tesettür pazarında bir örtü alana ikincisi tek 1 liraya, dinli-dinsiz kapitalizmin gölgesinde,
İyi uykular…

ATİLLA ÖZDÜR’ÜN VAKİT’TEKİ YAZISI

Reklamlar
Published in: on Mayıs 13, 2007 at 10:01 am  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://hayreddin.wordpress.com/2007/05/13/erbakana-olummuatilla-ozdur-vakit/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: