ABD ve İsrail Soykırımı

ABD ve İsrail Soykırımı
24/07/2006

Ortadoğu Uzmanı Çamurcu, Ortadoğu’da yaşananları şu sözlerle açıkladı:

“ABD ve İsrail Soykırımı”

Müslüman ve Batılı ülkelerin öfkeli sokaklarının, şımarık ve küstah İsrail rejiminin saldırılarını nefretle kınadığını hatırlatan Çamurcu, “Dünya halkları, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da Nazizm rüzgârı estirdiğine inanıyor. Hitler’in yayılmacı ve soykırım yanlısı stratejisi tam da ABD ve İsrail’in yaptığının aynısıydı.” diye konuştu.

Röportaj: Mehmet Baydemir

“İsrail, sınırları belli olmayan yayılmacı bir rejimdir”

İsrail’in, sınırları belli olmayan yayılmacı bir rejim olduğunu dile getiren Ortadoğu Uzmanı ve Siyaset Bilimci Kenan Çamurcu, İsrail’in, Filistin’i sürekli işgal altında tutmasının ve işgal ettiği topraklardan çekilmemesinin sebebinin de bu olduğunu kaydetti. İsrail’in, Suriye’nin Golan bölgesini, Lübnan’ın Şebaa mezrasını yeni işgallerin başlangıç noktaları olarak elinde tuttuğunu ifade eden Çamurcu, “Lübnan’ı bütünüyle işgal etmeyi çok istediğini biliyoruz. Nitekim 20 yıldır işgal altında tuttuğu Lübnan’ı daha 5 yıl önce terketti. İsrail’in saldırgan ve ırkçı rejimi için sorun, bugün yayılmasının önündeki en büyük engel olan HAMAS ve Hizbullah’ın direnişini kırmaktır. Ne Filistin’de, ne de Lübnan’da bu amacını gerçekleştiremediğinde geçici olarak geri çekildi. Gazze’den geri çekilme ile Lübnan’dan çekilmeyi yeni bir saldırı için nadas olarak kabul etmek gerekir.” dedi.

“Kitabın içinde oyunu bozan oyuncular var”

İsraillilerin, zamanı geldiğini düşündükleri ilk anda, tekrar Filistin ve Lübnan’a saldırılarını yoğunlaştırdığını hatırlatan Çamurcu, İsrail rejiminin, ABD’nin ‘büyük toprak güçlü ülke’ şiarını aynen uyguladığını ve ABD nasıl 19’uncu yüzyıl boyunca Amerikalarda nicel olarak büyüdüyse ve topraklarını genişlettiyse İsrail’in de aynı şekilde güçlü bir ülke olabilmesi için büyümesi gerektiğine inandığını söyledi. İsrail’in bu amacının Avrupa’nın ortasında bu amaçla etnik temizlik yapan Sırp rejimine benzediğini ifade eden Çamurcu, “Fakat bu kitabın içinde oyunu bozan oyuncular var. İran bunların başında geliyor.

Filistin’de HAMAS ve İslami Cihad, Lübnan’da Hizbullah, son olarak da bugünkü şartlarda Suriye. Bu bakımdan İsrail’in Lübnan’a dönmesi neye yol açacaktır sorusunun bilinen cevabı şudur: 20 yıl boyunca ne olduysa yine o olacak.” diye konuştu.

“İran’ın savaşa dâhil olması İsrail rejimini değiştirebilir”

İran’ın bu savaşa girmesinin gerilimin cephesizleşmesiyle mümkün olabileceğini savunan Çamurcu, bunun da ABD’nin savaşa bizzat katılması anlamına geleceğini söyledi. “Şu anda savaş Filistin ve Lübnan cephelerinde devam ediyor ve İsrail, sivil halkın direnişiyle bile baş edemiyor” diyen Çamurcu, savaşın sınırlarının ortadan kalkması ve İran ile Suriye’nin savaşa girmesiyle, İsrail rejiminin değişimine kadar uzayacak seçeneklerin konu edilmeye başlanabileceğini dile getirdi.

“ABD ve İsrail, Ortadoğu’da Nazizm rüzgârı estiriyor”

Bu tür bir savaşın Arap-İsrail savaşlarına asla benzemeyeceğini söyleyen Çamurcu, Müslüman ve Batılı ülkelerin öfkeli sokaklarının şımarık ve küstah İsrail rejiminin saldırılarını nefretle kınadığını hatırlatarak, “Dünya halkları, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da Nazizm rüzgârı estirdiğine inanıyor. Hitler’in yayılmacı ve soykırım yanlısı stratejisi tam da ABD ve İsrail’in yaptığının aynısıydı. O dönemde Hitler’i durdurmak için bir dünya savaşı çıkması gerekti. Bugün ABD ve İsrail saldırganlığını durdurmak için dünya savaşı boyutlarında bir çatışma ortamı doğar mı bilinmez ama patlak verecek çok taraflı bir savaşın sonuçları Hitler’in savaşından çok farklı olmaz.” şeklinde konuştu.

“PKK terörü ile Türkiye’yi gerilimin içine çekmeye çalışıyorlar”

Türkiye’nin işte böylesine ciddi bir zeminde dış politikasını yönetmeye çalıştığını ve PKK terörünün aniden artmasının da Türkiye’yi bu gerilimin içine çekmeye dönük olduğunun söylendiğini ifade eden Çamurcu, “Türkiye bu işin içine nasıl girebilir? İsrail’in saldırganlığının yanında yer alarak mı? Eğer böyle bir şey olursa binlerce yıl silemeyeceğimiz bir utanç karası alnımıza çalınır. Hükümetin böyle bir adım atmayacağına inanıyorum. Türkiye ittifak ilişkilerine rağmen bunu yapmaz, yapamaz. ABD ile imzalanan stratejik vizyon belgesiyle vesikalı stratejik ilişkiye geçmiş olsak bile Amerikan ve İsrail yayılmacılığına alet olamayız.” dedi.

“Türkiye; ırkçı, etnik arındırmacı bir rejimle ilişkilerini sürdüremez”

Bütün bunlar bir yana, “Türkiye’nin gelinen bu noktada yapması gereken, İsrail’le diplomatik ilişkiye devam edip etmeyeceğimizi referandumla halka sorması” olduğunu vurgulayan Çamurcu, “Hükümet bunu yapmazsa ırkçı İsrail rejiminin saldırganlıklarına karşı çıkan bütün sivil toplum kuruluşları imza kampanyası başlatarak konunun TBMM’nin gündemine gelmesini sağlamalıdırlar. Türkiye; ırkçı, etnik arındırmacı, saldırgan böyle bir rejimle hiçbir şey olmamış gibi ilişkilerini sürdüremez.” diye konuştu.

“Bush Yönetimi, ABD’nin sonunu getirecek”

Irak savaşının ABD’ye ekonomik maliyeti 500 milyar dolar civarında hesaplandığını hatırlatan Çamurcu, “Siyasi maliyeti bunun da üzerinde. Bütün dünya ABD’den nefret ediyor. ABD savaş Bakanı Rumfseld, ‘Bizi sevmeleri gerekmez, korksunlar yeter’ diyordu.

Irak savaşının ABD’ye ekonomik maliyeti 500 milyar dolar civarında hesaplandığını hatırlatan Çamurcu, “Siyasi maliyeti bunun da üzerinde. Bütün dünya ABD’den nefret ediyor. ABD savaş Bakanı Rumfseld, ‘Bizi sevmeleri gerekmez, korksunlar yeter’ diyordu. Halklar korku duvarını aştı artık. Irak’ta olanları görünce ‘daha fazla ne olabilir ki?’ diyorlar. Eğer ABD, savaşı genişletmeye ve yaymaya kalkışırsa bunun maliyeti 1 trilyon dolara kadar çıkar. Değil ABD, bütün dünya böyle bir maliyeti karşılayamaz. İşin bu noktaya gelmesi tam anlamıyla bir çılgınlık olur. Bu nedenle ABD’de aklı başında düşünürler ve siyasetçiler, bu gidişle Bush yönetiminin ABD’nin sonunu getireceğini söylüyorlar.” ifadelerini kullandı.

“ABD, istediği gibi at koşturamaz”

ABD’nin Sovyetleşmesinden bahseden yazılar yayınlandığını söyleyen Çamurcu, “İttihat Terakkicilerin türlü çılgınlıkları nasıl 600 yıllık koskoca imparatorluğu çökerttiyse, o görkemli imparatorluk tel tel çözüldüyse ABD de bu çılgınlık sonunda aynı akıbeti paylaşır. Hiç unutmayalım, Çanakkale savaşından 10 sene önce Osmanlı silahlı kuvvetleri dünyanın en üstün ikinci, üçüncü gücüydü. 10 yıl gibi kısa bir sürede devasa bir imparatorluğun dağılacağını kim öngörebilirdi. ABD’nin savaş kapasitesinin toplumsal ve ekonomik desteklerinin alarm verdiğini biliyoruz. Hâlihazırdaki kapasiteye bakıp da ABD’nin dünyada dilediği gibi at koşturabileceğini düşünmemeliyiz.” görüşlerini savundu.

Kendini bu topaklara ait hissetmeyen medya, ‘İsrailsever’

Medyanın önemli bir kısmının ‘İsrailsever’ olduğunu vurgulayan Çamurcu, “Bu nedenle İsrailsavar direniş güçlerinden nefret etmelerini anlayabiliriz. Kendilerini bu topraklara ait hissetmiyorlar.” dedi. Medyanın, BM Güvenlik Konseyi’nin hiçbir kararını tanımayan, üstelik o kararlarla alay eden bu ırkçı ve saldırgan rejimin, bölgedeki İslâmî uyanışı ezmesi için destekleyecek kadar tiynetsiz olduğunu söyleyen Çamurcu, “Medya, bir kez olsun İsrail’in işgal, talan, tecavüz ve katliamlarına değinmiş değildir. Haberlere dikkat edin, sanki İsrail’in vahşi saldırıları askerlerin esir alınmasından sonra başlamış gibi gösteriyorlar. Oysa İsrail-Lübnan sınırında sürekli sınır çatışmaları oluyordu. İsrail’in işgali altındaki Şebaa mezrasında Hizbullah güçleri İsrail askerleriyle çatışıyor ve onları oradan çıkarmaya çalışıyor. Hizbullah daha önce de İsrail askerlerini esir almaya çalışmıştı. Çünkü İsrail’in elinde Lübnanlı rehineler var.” şeklinde konuştu.

“İsrail’in masumiyetinden söz edene yüzlerce şehidin kanı lanet eder”

İsrail’in Filistin’e yönelik sınırsız, kontrolsüz, denetimsiz saldırganlığına karşı Hizbullah’ın, Filistinli kardeşlerine destek vereceğini geçen sene ilan ettiğini hatırlatan Çamurcu, bunun yeni bir şey olmadığını söyleyerek, “Lübnan’ı İsrail’e karşı korumak amacıyla 1989 Taif Uzlaşmasıyla Lübnan tarafından ülkeye davet edilen Suriye askerlerinin ülkeden çıkarılmasından sonra Hizbullah tek başına Lübnan’ın korumasını üstlenmek zorunda kaldı. İsrail, Suriye askerleri çıktıktan sonra Lübnan’ın kolay lokma haline geldiğini sanarak Lübnan üzerindeki baskısını arttırmıştı.” dedi. İsrail’in, Hizbullah’ın iki İsrail askerini esir almaması durumunda başka bahaneyle Lübnan’a saldıracağını kaydeden Çamurcu, “Filistin’e neden saldırıyor? İsrail için bahaneden bol ne var! Bizim medyadaki kimi yazarlar, İsrail’in çevresindeki toprakları işgal altında tutmasına ses çıkarmamamızı istiyorlar. Filistin’e saldırılarını görmezden gelmemizi istiyorlar. İsrail’in masumiyetinden söz edene, Filistin’deki, Lübnan’daki yüzlerce şehidin kanı lanet eder.” ifadelerini kullandı.

“PKK’nın yöntem ve zamanlaması kuşkulu”

PKK’nın gerilimi tırmandırma yöntem ve sürecinin kuşkulu olduğunu söyleyen Çamurcu, “Fakat bu meselenin Türkiye için hala yumuşak karın olabilmesinden de mevcut iktidar sorumlu. 4 yıldır adım adım tırmanan teröre karşı bir tek adım atılmadı, çözüm yolunda hiçbir şey yapılmadı. Tam tersine, beşeri bir sorun olarak, başka toplulukların olduğu gibi Kürtlerin hak ve özgürlüklerini sağlayacak yerde etnik kimliğin siyasi temsiline yeşil ışık yaktı.” dedi. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi içinde yapmak istediği şeyin de bu olduğunu dile getiren Çamurcu, “Bush yönetimi, bölgemize tamamen yabancı kendi siyasal rejimini Irak’a ve diğer yerlere dayatıyor. Bölgemizi etnik ve mezhebi çatışmaların, devletçiklerin uygulama sahası yapmaya çalışıyor. AKP hükümeti bir insani sorun olarak Kürt meselesine maalesef BOP’un önermeleriyle yaklaştı. Etnik kimliğin siyasal temsili olarak özetleyebileceğimiz bu tutumun ağır bilânçosu ortadadır.” şeklinde konuştu.

“Türkiye böyle bir siyasi iktidarla nereye kadar gidebilir?”

Krizin iyice tırmandığı noktada çözüm olarak Türkiye’nin Irak’a girmesinden söz edildiğini söyleyen Çamurcu, 1 Mart tezkeresine onay vermeyip Irak’ta savaş koalisyonuna katılmayan Türkiye’nin, bu kez PKK terörü bahanesiyle bataklığın içine çekilmeye çalışıldığını kaydetti. “Hükümet bu oyunun farkında ama neye yarar! Bugüne kadar her türlü komplonun cirit atabileceği boşluğu var ettikten sonra o boşluğun içine düşmemeye çalışmak çözüm mü?” diye soran Çamurcu, Hükümet’in Irak’a saldırmayı İsrail’in Lübnan’a saldırmasıyla mukayese ettiğini söyledi. Çamurcu konuşmasının sonunda şu soruları yöneltti: “Türkiye, İsrail gibi ırkçı, etnik arındırmacı ve saldırgan bir rejim midir? PKK; HAMAS ve Hizbullah gibi, vatanlarını işgale ve saldırganlığa karşı koruyan milli bir güç müdür? Bu nasıl bir basiretsizlik, nasıl bir aymazlıktır ki Türkiye’yi İsrail’le karşılaştırıyor? Türkiye böyle bir siyasi iktidarla nereye kadar gidebilir?”

“İsrail, Lübnan’a girmeye cesaret edemez”

“Hizbullah, sadece konvansiyonel silahlara sahip bir organizasyon, ama bakın İsrail’in yüksek teknoloji savaş kapasitesine kök söktürüyor.” şeklinde konuşan Çamurcu, İsrail’in, uçaksavar menzili dışından Lübnan üzerine rastgele bombalar attığını hatırlatarak şöyle konuştu: “Vurduğunu açıkladığı hedeflerin neredeyse hepsi yalan. Sivil yerleşim alanlarını vuruyor, masum insanları öldürüyor. Sonra da televizyonlara çıkıp Hizbullah sivillerin arasında gizleniyor, bu zarar ondan oluyor gibi utanmaz yalanlar söylüyorlar. İsrail rejimine şunu sormak lazım: Neden cesaret edip askerlerinizi Lübnan’a sokamıyorsunuz? Cesaret edemezler. Lübnan’a attıkları ilk adımda tanklarını ve askerlerini kaybettiler çünkü.”

3

Ortadoğu yanıyor, dünya seyrediyor

Büyük Ortadoğu Savaşı başladı

Gazeteci Yazar İbrahim Karagül, “Refik Hariri suikastını planlayıp uygulayanlar, Suriye’yi Lübnan’dan çıkararak, hem Lübnan’ı hem de Suriye’yi savunmasız bıraktılar. Aynı anda Suriye’ye saldırma, parçalara ayırma planlarını açıkça ortaya koydular. İran’ı da doğrudan hedef ilan ettiler. Lübnan’da Amerikancı bir darbe yapmaya kalkıştılar. Başaramayınca da, her zaman inandıkları yönteme başvurdular: Açık savaş. Gazze ve Beyrut yakılıp, yıkılıyor. Dünya neden sessiz? Çünkü saldırıyı ABD ve İsrail birlikte planladı.” dedi. Karagül, “Amerikan-İngiliz savaş gemileri, Lübnan’a geldi. Kurtarma harekâtı için mi? Hayır! İşgale hazırlık için… Hepsi İsrail’e getirilen mühimmatlarla doluydu. İsrail’i yeniden silahlandırıyorlar. İngiltere bölgeye altı savaş gemisi gönderdi, aynı amaç için.” şeklinde konuştu. “Peki, bunu beklemiyor muyduk? Irak işgalinden bu yana dünyayı ve bölgeyi buna hazırlamıyorlar mıydı?” diye soran Karagül, “Bilmediğimiz bir şey yok. ABD savaş gemileri, uçak gemisi, helikopter gemileri ve binlerce askeri bölgeye geldi. Savaş şiddetlenirse ABD Deniz Piyadeleri ve Özel Operasyon Birlikleri Lübnan saldırısına destek verecek. Özel Birlikler, ABD Dışişleri Bakanı ile İsrail Başbakanı arasında yapılan bir anlaşma gereği Irak’tan getirildi. Bu, savaşın hangi boyutlara ulaşabileceğine işaret ediyor.” ifadelerini kullandı.

Refik Hariri suikastını planlayıp uygulayanların, bu suikast üzerinden Lübnan’da iç savaş çıkarmak, Suriye’yi Lübnan’dan atmak ve parçalara ayırmak istediğini kaydeden Gazeteci-Yazar İbrahim Karagül, bunların yapmadığı rezilliğin kalmadığını söyledi. Tüm arsızlıklarıyla bir kirli senaryo uyguladıklarını belirten Karagül, “Suriye’yi Lübnan’dan çıkararak, hem Lübnan’ı hem de Suriye’yi savunmasız bıraktılar. Aynı anda Suriye’ye saldırma, parçalara ayırma planlarını açıkça ortaya koydular. İran’ı da doğrudan hedef ilan ettiler. Lübnan’da Amerikancı bir darbe yapmaya kalkıştılar. Lübnan’ın, Filistin’in ve bölgenin direnç merkezlerini tasfiye etmeye kalkıştılar. Başaramayınca da, her zaman inandıkları yönteme başvurdular: Açık savaş.” dedi. Gazze ve Beyrut’un yakılıp, yıkıldığını söyleyen Karagül, bu saldırıların kaçırılan askerler için olmadığını ve çok önceden planlandığını bildirdi. Dünyanın sustuğunu dile getiren Karagül, “Neden susuyorlar? Çünkü saldırıyı ABD ve İsrail birlikte planladığı için.” diye konuştu.

İsrail, Beyrut’un güneyine kadar işgal senaryosu hazırlıyor

ABD ve İsrail’in öncelikli hedeflerinin HAMAS ve Hizbullah’ı kontrol altına almak olduğunu söyleyen Karagül, “HAMAS ve Hizbullah, ABD, İngiltere ve İsrail’in yeni Ortadoğu dizaynının karşısındaki en güçlü kaleler. Bunları kontrol altına almaları mümkün değil. Çünkü bu iki güç, bölgedeki Arap rejimlerinden daha güçlü… Savaş HAMAS ve Hizbullah’ı daha da güçlendirecek. Bölge yönetimleri kendi halklarını savunmuyor, rejim derdinden başka kaygıları yok.” dedi. Lübnan’da rejimi değiştirip bir kukla yönetim kurmaya çalışılacağına dikkat çeken Karagül, “Hizbullah’ı sınırdan uzaklaştırıp İsrail topraklarını füze menzilinden çıkaracaklar. İlk etapta Lübnan’a 20-30 kilometre girmeyi uman İsrail, Beyrut’un güneyine kadar işgal senaryosu hazırlıyor.” ifadelerini kullandı.

Savaş şiddetlenirse ABD müdahale edecek

Amerikan-İngiliz savaş gemilerinin Lübnan’a 25 bin ABD vatandaşını tahliye etme niyetiyle geldiğini hatırlatan Karagül, “Kurtarma harekâtı için mi? Hayır! İşgale hazırlık için… Hepsi İsrail’e getirilen mühimmatlarla doluydu. İsrail’i yeniden silahlandırıyorlar. İngiltere bölgeye altı savaş gemisi gönderdi, aynı amaç için. Peki, bunu beklemiyor muyduk? Irak işgalinden bu yana dünyayı ve bölgeyi buna hazırlamıyorlar mıydı? Bilmediğimiz bir şey yok. ABD savaş gemileri, uçak gemisi, helikopter gemileri ve binlerce asker bölgeye geldi. Savaş şiddetlenirse ABD Deniz Piyadeleri ve Özel Operasyon Birlikleri Lübnan saldırısına destek verecek. Özel Birlikler, ABD Dışişleri Bakanı ile İsrail Başbakanı arasında yapılan bir anlaşma gereği Irak’tan getirildi. Bu, savaşın hangi boyutlara ulaşabileceğine işaret ediyor.” diye konuştu.

Derslerini alacaklar

Dünyanın, İsrail’i durdurmak bir yana ateşkes için bile kılını kımıldatmadığını söyleyen Karagül, “BM Güvenlik Konseyi İsrail’i kınayamadığı gibi ateşkes çağrısı için bile karar almadı. İsrail’e yapabileceklerini yapması için zaman tanıyorlar, kapıları açıyorlar, ellerini ovuşturup Lübnan’ın harabeye dönüşünü izliyorlar.” dedi. Ekim 1983’te Lübnanlı bir kızın ABD askeri üssüne bombalı araçla düzenlediği saldırıda, 243 Amerikalı deniz piyadesi öldürüldüğünü hatırlatan Karagül, “ABD apar topar Lübnan’ı terk etmek zorunda kaldı. Aynı gün Beyrut’taki Fransız askeri üssüne düzenlenen saldırıda ise 58 Fransız askeri öldü. Aradan 23 yıl geçti, çok daha büyük dersler alacaklar! “ şeklinde konuştu.

Yeni krizlerle karşı karşıyayız

Bugün Beyrut’u vuran füzelerin, Suriye topraklarına, kentlerine ve köylerine yöneleceğini belirten Karagül, “İşgal altında bulunan Golan Tepeleri, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarıyla yeniden cepheye dönüşebilir. Şu an susan dünya, İsrail’i sakinleştirse bile, yakın zamanda üretilecek yeni bir krizle bu gerçekle karşı karşıya kalacağız.” dedi. Bağdat bombalanırken yanan yüreğimizin, Şam bombalanırken yine yanacağını dile getiren Karagül, “Fakat Suriye rejimini gerekçe gösteren içimizdeki bazı beyinsizler, o zaman kişisel ve bölgesel çıkarları için bu korkunç yıkımı da anlayışla karşılayacaklar.” şeklinde konuştu.

Büyük Ortadoğu Savaşı

Yeni hedefin ortada olduğunu söyleyen Karagül, “Öteden beri hedef alınan ülkeler ve çıkarılmak istenen Büyük Ortadoğu Savaşı apaçık ortada… Bu bölgesel bir savaş. Amacına ulaşana kadar durmayacak. Kısa süreli ateşkesler bu savaşı durdurmayacak. Bugün Lübnan’da, ABD, İsrail ve hatta İngiliz ekseninin İran ve Suriye’ye karşı açtığı savaşı izliyoruz. Yarın bu savaş Suriye topraklarında devam edecek. İsrail ve ABD, bunun, İran ve Suriye’ye karşı başlattıkları savaşın ilk aşamaları olduğunu söylüyor. Onlara göre Hizbullah, bu ülkelerin Lübnan’daki savunma hattı. Saldırı bu nedenle Lübnan’da başlatıldı. Hesap bu olunca sonuçlarının çok ürkütücü olacağı ortada.” şeklinde konuştu.

Ortadoğu, kapsamlı bir savaşın eşiğine geldi

İran’dan Kızıldeniz’e kadar, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamındaki bütün bölgelerde sarsıcı çatışmalar, çözülmeler işgaller göreceğimizi belirten Karagül, “İsrail’in Lübnan’a saldırısı uzadıkça ABD’nin doğrudan müdahalesini göreceğiz. Çünkü Ortadoğu, 1973 savaşından bu yana hiç bu kadar tehlikeli bir sürece girmedi. Artık herkes Ortadoğu’nun kapsamlı bir savaşın eşiğinde olduğunu görmeli. Topyekûn bir istilanın, parçalanmanın, çatışmaların arefesinde. Bütün ülkeler bir şekilde bu savaşın içinde yer alacak. Türkiye de… Türküyle, Arabıyla, Acemiyle, Kürdüyle bu bölgede yaşayan bütün insanların ağır yara alacağı bir süreç bu. Nihai bir hesaplaşma ve yeniden varolma süreci…” ifadelerini kullandı.

Türkiye’yi susturdular!

İsrail’in önce Gazze’nin altyapısını yok edip onlarca sivili katletmesine, ardından Lübnan’a yönelip her köşesini bombalamasına ve yüzlerce sivili öldürmesine yönelik en şiddetli tepkiyi Türkiye’nin gösterdiğini hatırlatan Karagül, “Türkiye, hem insani yardım desteğini hızlandırdı hem İsrail’in insanın kanını donduran vahşetine tepkiler gösterdi hem de saldırıların bütün bölgeye yayılmasını önlemek için çaba harcadı. Ama Türkiye’nin sesini kestiler! Herkes sustu. Neden? Kim, nasıl susturdu?” diye sordu.

Gerçekten PKK mı?

İsrail’in Filistin’i ve Lübnan’ı bombalarken PKK saldırılarının da anında şiddetlendiğini ve Bitlis ve Siirt’teki saldırılar nedeniyle onlarca kişinin şehit olduğunu söyleyen Karagül, bu sebeple Türkiye’nin dikkatinin içeriye yöneldiğini kaydetti. Ardından Kuzey Irak’a girme tartışmasının alevlendiğini hatırlatan Karagül, “PKK saldırılarıyla Lübnan saldırıları arasında bir bağlantı var mı? Ya da bu saldırıları gerçekten PKK mı yaptı? Neden aynı anda Türkiye’de çatışma tırmandı ya da tırmandırıldı? Lübnan saldırılarına karşı yükselen Türkiye tepkisi, anında söndürüldü. PKK üzerinden. Yani PKK İsrail’i kurtardı! Gerçekten PKK mı? Yoksa İsrail’in Kuzey Irak için eğittiği birlikler ya da kurduğu istihbarat teşkilatı mı?” diye sordu.

İsrail Türkiye’ye de mi saldırdı?

Konuşmasına devam eden Karagül, “Acaba kim planladı bu saldırıları? İsrail Türkiye’ye de mi saldırdı? ABD ve İsrail’in Kuzey Irak’taki faaliyetleri Türkiye’ye yönelmiş durumda. Gözlerimizi açmamız gerekiyor. Bölgesel kurtuluş savaşına doğru sürükleniyoruz.” dedi. “İsrail’in Lübnan’a saldırılarına paralel biçimde PKK saldırılarının tırmandırılması, büyük savaşın Türkiye’ye de sıçradığının kanıtı!” diyen Karagül, “ABD ve İsrail, İran’dan Filistin’e kadar bütün bölgeyi hizaya sokmak istiyor. Türk-İsrail anlaşmalarına, İsrail’in 21’inci yüzyıl hazırlıklarına ve Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’ne bakmamız gerekiyor. Türkiye, bu savaşın kendini de hedef aldığını hala anlayabilmiş değil. İçimizdeki akılsızlar ve düşüncelerini kiraya verenler yüzünden neler olup bittiğinden haberi olmayanların sayısı o kadar çok ki!” şeklinde konuştu.

Bütün aşamalar uygulanıyor, ne zaman uyanacağız?

Yeni yüzyıl inşasının temelinin Ortadoğu’da atıldığını, bölgedeki bütün ülkelerin çözülmesinin planlandığını ve Birinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan haritaların yeniden çizildiğini anlatan Karagül, “İşgal ve yağmanın yanı sıra etnik ve mezhep ayrılıkları, iç savaşlara dönüştürülüp yeni harita taslaklarına malzeme yapılıyor. Müttefiklik-dostluk ilişkileri gelecek güvencesi vermiyor. Kendi öz savunma gücümüzü oluşturmamız gerekiyor.” dedi. Afganistan ve Irak işgalinin, Irak’ta iç savaş çıkarılmasının birer aşama olduğunu kaydeden Karagül, “Filistin’de uyguladıkları yöntem, Lübnan’da iç savaş çıkarma çabaları hep bunun içindi. Bunları anlamamakta diretiyoruz. Türkiye topraklarından bir parça kopunca mı anlayacağız bunu? Bu ülkede insanlar birbirini boğazladığı zaman mı? Bu suskunluk devam ederse, bunlarla da karşılaşacağız.” şeklinde konuştu.

Herkes yüreğini ortaya koymalı

Türkiye’nin, bölgenin insanlarının, siyasi liderlerin, aydınların ve toplumsal öncülerin gerçeği görmesi gerektiğini dile getiren Karagül, “Washington’dan, Londra’dan gelen barış projeleri savaş olup bizi yakıyor. Aydınlarımızın bugüne kadar anlayamadıklarını artık anlamaları gerekiyor. Kendi insanlarına öncü olmalı ve başkalarının hegemonyacı projelerinin karşısında durmalılar. Bugüne kadar yaptıklarıyla kimlere hizmet ettiklerini görsünler artık. Vicdanlarına kulak versinler… Bağdat’ı, Beyrut’u, Şam’ı savunmayanlar İstanbul’u da savunmayacaktır. Herkes bunu böyle bilmeli… Yüreğini ortaya koymalı” diye konuştu.

Milligazete

Reklamlar
Published in: on Mayıs 29, 2007 at 10:09 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://hayreddin.wordpress.com/2007/05/29/abd-ve-israil-soykirimi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: