Bir komplo teorisi

Bir komplo teorisi

Sıra Suriye’de… Irak işgali öncesinde ve sonrasında başta Amerikalılar olmak üzere herkes sıranın ya Suriye ya da İran’a geleceğini konuşuyordu.

Sonra da piyango kime çıkarsa.

4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de 11 askerin kafasına çuval geçirilmesi ve sonraki gelişmeler, sırada Türkiye’nin olduğunu gösterdi.

Peki neden Suriye, İran ve Türkiye?

Tek tek bakıldığında her üç ülke için çok neden var.

Ama birlikte ele alındığında üç ülkenin hedef seçilmesinin tek bir nedeni var.

Olası Kürt devleti.

Daha net bir ifade ile bu üç devlet zayıflatılıp parçalanma sürecine sokulmadan Kuzey Irak’ta ve dolayısıyla bölgede bir KÜRT DEVLETİ kurulamaz.

2005 Şubat’ında Suriye’nin Kamışlı bölgesinde yaşanan Kürt ayaklanması, geçen yaz İran Kürdistanı’nda PEJAK’ın saldırıları ve son bir yıldır Türkiye’nin güneydoğusunda yaşanan olaylar birer provadır.

Bu provanın bir sonraki taktiksel ve stratejik aşamalarını önümüzdeki ay ve yıllarda hep birlikte göreceğiz.

Irak işgali sonrasında Suriye’ye sataşmak için binbir bahane uyduran ABD, umduğunu bulamayınca bu kez komşu Lübnan’dan yol bulmaya çalıştı. Önce Hariri öldürüldü, peşinden suikastlar yaşandı, son olarak da herkesin gözü önünde İsrail 33 gün süreyle Lübnan’ı bombaladı.

Tüm bunlar Lübnan’da bir iç savaşın çıkmasına yetmeyince bu kez Lübnan’da Filistin kampları hedef seçildi. ABD ile Fransız uçakları Lübnan ordusuna sürekli askeri malzeme ve silah taşıdı.

Üstelik bu iş çok zekice yapıldı.

Suudi ve Ürdünlü radikal Sünni kişiler Lübnan’a getirilerek Fetih el-İslam örgütü kurduruldu ve Şii Hizbullah’a karşı kullanılmak üzere Filistin kamplarına yerleştirildi.

Amaç Şii Hizbullah ile Sünni Filistinliler arasındaki stratejik dayanışmayı baltalamak sonra da yeni ve çok daha kapsamlı bir İsrail saldırısı ile Hizbullah’ı ortadan kaldırmaktı.

Böylece Suriye ve İran, İsrail ve ABD’ye karşı çok önemli bir kartı kaybetmiş olacak.

Sonra da sıra Suriye’ye gelecek.

Nasıl mı?

Lübnan’da kargaşa yaşandığı sırada BM Güvenlik Konseyi, Hariri suikastı ile ilgili olarak geçen hafta uluslararası bir mahkeme kurulmasına karar verdi.

Mahkeme istediği herkesi sorgulayacak ve bu istediği kişiler duruşmaya gelmezse mahkeme Güvenlik Konseyi’nden getirilmelerini isteyecek.

Yani diyelim mahkeme Suriye lideri Beşşar Esad’ı dinlemek isteyecek o da gelmeyince Güvenlik Konseyi, Esad’ı getirtmek için uluslararası bir güç oluşturarak getirilmesini sağlayacak.

Yani Suriye işgal edilecek.

Çok düz ve basit cümlelerle ifade edilen bu olası senaryo bir komplo teorisi değildir.

Öyledir diyenlere bir hatırlatma.

1991’de Irak ordusu Kuveyt’ten çıkarıldıktan sonra Amerikan ordusu Bağdat’a 40 kilometre kadar yaklaşmıştı.

Saddam da Ürdün’e kaçmak üzereydi.

Amerika bir sonraki adımı atmadı ama BM’yi kullanarak 12 yıl sürecek bir ambargo kararı alarak bu ülkeyi perişan etti.

Uluslararası müfettişler de Irak’ın her tarafını didik didik arayarak kimyasal, nükleer ve benzeri silah arayıp durdu.

Sonunda ‘böyle bir silah yok’ dedi ama işe yaramadı çünkü çaresiz Irak işgal edilecek ve bölgeye yönelik plan işletilecekti.

Büyükelçi Deniz Bölükbaşı’nın söylemlerine karşın Türkiye, 1 Mart Tezkeresi’ni onaylamış olsaydı belki de bu plan çok daha hızlı ve tehlikeli olarak uygulanacaktı.

Tarih bunu anlatacak.

Dönelim 1991’e.

Bu tarihten sonra ABD kendi başına aldığı bir kararla 36.Paralel’in kuzeyini ve 32 Paralel’in güneyini uçuşa yasak bölge ilan etti.

Ama tek farkla.

Şii güney bölgesinde Irak ordusu ve hükümeti yetkiliydi ama Kuzey’deki Kürt bölgesinde Türkiye’ye üç aylığına gelen ve 12 yıl kalan Çekiç Güç destekli Barzani ve Talabani egemendi.

Rahmetli Özal ise 36. Paralel’in 34’e kaydırılmasını istiyordu .

Bu olsaydı bugün tartışılan Kerkük şimdi Kürdistan bölgesi içinde olacaktı.

Herkesin çok düşünmesi gereken detay bir hatırlatma!

2003’e gelindiğinde bölgesel ve uluslararası koşullar Irak’ın işgali ve bölgeye yönelik ABD planlarının uygulanmaya konulması için artık olgunlaşmıştı.

Bu olgulaşma için ABD 12 yıl beklemişti.

ABD’nin Suriye’yi, İran’ı,Türkiye’yi işgal etmek ya da Irak’ın getirildiği duruma getirmek için neden bu kadar bekleyeceğini hep birlikte göreceğiz.

Tabii sessiz oturup beklemeyi ve ABD ile müttefiklerinin hem savcı hem hakim hem de gardiyan ya da cellat rollerinin tümü oynamasına izin vermeyi sürdürürsek!

Published in: on Temmuz 11, 2007 at 5:58 am  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://hayreddin.wordpress.com/2007/07/11/bir-komplo-teorisi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: