1948’den beri dinlediğimiz saçmalıklar

1948’den beri dinlediğimiz saçmalıklar
Fisk, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği katliamdan Hamas’ı sorumlu tutanlara kapak olacak bir yazı kaleme aldı.
FacebookDiggDel.icio.usredditMixxStumbleUponGoogleYahooÇarşamba, 31 Aralık 2008 11:02
Liderler yalan söylüyor, siviller ölüyor ve tarih dersleri görmezlikten geliniyor

Robert Fisk*

Ortadoğu’daki katliama o kadar alıştık ki, İsraillileri kırmayıp, hiç aldırış etmiyoruz. Gazze’deki ölenlerin ne kadarının sivil olduğu net değil ama Bush yönetiminin cevabı -pısırık Gordon Brown tepkisini söylemiyorum- Arapların onlarca yıldır bildikleri bir gerçeği teyit ediyor: düşmanlarıyla mücadele etseler bile batı her zaman İsrail’in tarafını tutacak. Her zamanki gibi kan gölü hepimizin bildiği sadece şiddetten anlayan Arapların hatasının sonucu.

1948 yılından beri bu saçmalığı İsraillilerden duyuyoruz.- tıpkı Siyonist “ ölüm vagonu” devrilecek ve tüm Kudüs “bağımsızlaştırılacak” şeklindeki Arap milliyetçileri ve İslamcı Araplar’ın kendi yalanlarını dolaştırıp durduğu gibi. Ve her zaman Baba Bush, Clinton, Oğul Bush, Blair ve Brown, ve sanki Filistin ve İsrail’in her iki tarafın da F-18’leri, Merkava tankları ve ağır kara topları varmış gibi, her iki tarafa da “kısıtlama” çağrılarında bulunmuşlardır. Sekiz yıl içinde Hamas’ın ev yapımı roketleri sadece 20 İsrailliyi öldürürken, bir gün boyunca devam eden bir İsrail saldırısında ortalama 300’den fazla Filistinli öldürülmüştür.

Kan dökmenin kendi rutini vardır. Evet, Hamas İsrail’in öfkesini kabartmıştır ama aynı şekilde İsrail de Hamas’ın öfkesini kabartmıştır, ki Hamas’i İsrail tahrik etmiştir, İsrail’i Hamas. Ki … Neyi anlatmak istediğimi anlıyor musunuz? Hamas, İsrail’e roket atıyor, İsrail Hamas’ı bombalıyor, Hamas daha çok roket atıyor, İsrail tekrar ve tekrar vuruyor …Anladınız mı? Ve biz –dürüstçe- İsrail’in güvenliğini istiyoruz ama İsrail’in bu toplu ve tamamen orantısız katliamına göz yumuyoruz. Bir zamanlar Madeleine Albright, sanki Filistin tankları Tel Aviv sokaklarında dolaşıyormuşçasına İsrail’in “ kuşatma altında” olduğunu söylemişti.

Dün gece itibariyle kur oranı ölen bir İsrailli için 296 Filistinliydi. 2006 senesine gittiğimizde bu oran bir İsrailli için on Lübnanlıydı. Bu kur oranı, 1973 Ortadoğu savaşından sonra, tek bir gün için en yüksek enflasyonlu orandı. 1967’deki Altı Gün Savaşı? 1956 Suez Savaşı? 1948 Kurtuluş / Nakba Savaşı? İsrail savunma Bakanı Ehud Barak’ın bu hafta sonu Fox TV’de gayri ihtiyari kabul ettiği pis ve korkunç bir oyun. Barak, “Bizim amacımız tamamen oyunun kurallarını değiştirmek” dedi.

Kesinlikle. Sadece oyunun “kuralları” değişmez. Bu, Arap-İsrail borsasında daha ileri bir düşüştür, Wall Street’deki hisselerin birden bire düşmesinden daha da korkunç birşey, Amerika’da pek ilgi olmamasına rağmen- hatırlayalım- F-18 leri ve Hellfire füzelerini yaptılar ki İsrail’in bunları serbestçe kullanımını Bush yönetimi onaylamıştı.

Bu hafta sonu ölenlerin büyük bir bölümü Hamas üyeleri gibi görünüyor ama bu neyi çözer ki? Hamas şöyle mi diyecek “ Vay, bu saldırı korkunçtu, en iyisi biz İsrail devletini tanıyalım, Filistin yönetimiyle mutabakata varalım, silahlarımızı bırakalım ve hapse atılıp, sınırsız bir süre kitli kalmak için dua edelim ve Orta Doğu’da yeni bir Amerikan barış sürecine destek olalım!” İsrailliler, Amerikalılar ve Gordon Brown’ın Hamas’ın yapacağına inandıkları şey bu mu?

Evet, Hamas’ın kinizmini hatırlayalım, tüm silahlı İslamcı grupların kinizmlerini. Onların Müslüman şehitlerine olan ihtiyaçları, İsrail’in bunları yaratma ihtiyacı kadar önemli. İsrail’in vermeyi düşündüğü ders- ya diz çök ya da seni ezeriz- Hamas’ın aldığı ders değil.

Hamas’ın Filistinlilerin gördüğü baskıyı vurgulamak için şiddete ihtiyacı var – ve bunu sağlayacağı yönünde İsrail’e güveniyor. İsrail içine atılacak birkaç roket İsrail’i zor durumda bırakacaktır.

Şu anki mevcut cismaniyetiyle Gazze’de hiç bulunmamış Ortadoğu barış elçisi Tony Blair’den sızlanma yok. Şaşırtıcı birşey yok.

Alışıldık İsrail çizgisini duyuyoruz. İsrail ordusunun eski “ araştırma ve değerlendirme birimi” komutanı General Yaakov Amidror, “dünyada hiçbir ülkenin, ciddi tedbirler almadan kendi ülke vatandaşlarının roket saldırılarına hedef olmasına izin vermeyeceğini” duyurdu.

Tabii ki böyledir. Ama IRA Kuzey İrlanda sınırından havan saldırılarda bulunduğunda, Protestanlara ve polis karakollarına saldırmak için gerillaları Cumhuriyetin içine girerken, İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetlerini İrlanda Cumhuriyetine mi salıverdi? Kraliyet Hava Kuvvetleri, İrlandalılara bir ders vermek için kiliseleri, tankerleri ve polis karakollarını bombalayıp 300 sivil mi öldürdü? Hayır öyle yapmadı. Çünkü dünya bunu bir cani hareket olarak görecekti. Kendimizi IRA’nın seviyesine düşürmek istemedik.

Evet, İsrail güvenliği hak ediyor. Ama tüm bu kan banyosu bu güvenliği getirmeyecek. 1948’den beri hava saldırıları İsrail’i korumadı. 1975 yılından beri İsrail Lübnan’ı binlerce kez bombaladı ve kimse “ terörü” yok edemedi. Peki geçen gece ki reaksiyon neydi? İsrailliler kara saldırısı tehditinde bulundu. Hamas başka bir cephe için beklemede. Bizim batılı politikacılar kendi ödlek deliklerine sinmişler. Ve doğuda bir yerde – bir mağarada? bir bodrumda? bir dağ kıyısında? – sarıklı meşhur bir adam gülümsüyor.

*The Independent gazetesinin ünlü Ortadoğu muhabiri

Bu makale M. Hasan UNCULAR tarafından TIMETURK için tercüme edilmiştir.

Published in: on Ocak 1, 2009 at 9:33 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://hayreddin.wordpress.com/2009/01/01/1948den-beri-dinledigimiz-sacmaliklar/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: