İMAN ESASLARI – HAZİRAN 2008

İMAN ESASLARI – HAZİRAN 2008

Konu 7: Cennet ve Cehennemin hâli hazırda yaratılmış olduğuna inanmak.
Zira Allâh-u Teâlâ Cennet hakkında mâzî (geçmiş zaman ifade eden) fiil sigasıyla:
“Cennet müttaki (takva sahibi kimse)ler için hazırlanmıştır” (Âl-i İmrân Sûresi: 133 den);
Cehennem hakkında da: “Cehennem kâfirler için hazırlandı.” (Bakara Sûresi: 24 den) buyurmuştur.
Konu 8: Sahabenin sadece hayırla anılacağına inanmak.
Zira sahabilerin menkıbeleriyle ve kendilerine dil uzatmaktan kaçınmanın vâcib oluşuyla ilgili olarak sahih hadisler rivâyet edilmiştir.
Nitekim Ebu Said El-Hudrî (Radıyallahu Anh)’dan rivâyete göre Resûlüllah (Sallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Ashabıma sövmeyiniz, sizden biriniz Uhud Dağı kadar (altın) verse, onların (verdiği) bir müd (denilen ölçekte) hatta yarım müd sadakadan aldığı sevaba nâil olamaz.” (Buharî, Fezailü’s-Sahabe:5, No:3470, 3/1343, Müslim, Fezailü’s-Sahabe:54 No:2540, 4/1967, Ebu Davud, Sünnet: 11 No:4658, 2/626, Tirmizî, Menakıb:5, No:3861, 5/695, Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, No:11079, 4/24)
Abdullah İbn-i Muğaffil (Radıyallahu Anh)’dan rivâyet edildiğine göre Resûlüllah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ashabım hakkında Allah(-u Teâlâ)’dan korkun. Allah(-u Teâlâ)’dan ashabım hakkında korkunuz da, onları benden sonra (husumet oklarının) hedef(i) haline getirmeyiniz.
Her kim sahabeyi severse, beni sevdiği için onları sevmiş olur.
Her kim onlara buğzederse, bana buğzettiği için onlara buğzetmiş olur.
Her kim onlara eziyet ederse, bana eziyet etmiş olur.
Her kim beni incitirse Allah(-u Teâlay)’ı incitmiş olur.
Her kim Allah(-u Teâlây)’a eza ederse; Allah(-u Teâlâ) onu (yaptığı ezaya karşı cezalandırmak ve azap etmek için) yakalayıverir” (Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, No:20572, 7/341)
Ayrıca Hazret-i Ebûbekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali, Hazret-i Hasan, Hazret-i Hüseyin ve diğer büyük sahabiler (Radıyallahu Anhum)’den her birinin menkıbeleri hakkında sahih hadisler vardır.
Sahabiler arasında vaki olan münazaa ve harbleri, ictihâdî hata ve benzerî yorumlarla yorumlamak ve değerlendirmek gerekir.
Bu sebeplerden ötürü sahabiye sebbetmek (sövmek) ve haklarında ileri geri konuşmak; şayet kesin delillere aykırı düşüyorsa küfürdür.
(Hazret-i Âişe validemizin iffetine yapılan iftira gibi.) Zira Allâh-u Teâlâ, Nûr Sûresinin âyetlerinde, Hazret-i Âişe (Radıyallâh-u Anha) validemize yapılan iffetsizlik iftirasının asılsız olduğunu beyan etmiştir.
Eğer sahabiye sebbetmek ve haklarında ileri geri konuşmak kesin delillere dayanmıyorsa, bu da bid’at ve fasıklıktır.
Konu 9: Amellerin tartılmasının hak olduğuna inanmak.
Çünkü Allâh-u Teâlâ : “O gün Vezn (amellerin tartılması) haktır” buyurmuştur. (Âraf Sûresi: 7 den)
Mizan: Sevap ve günah bakımından amellerin miktarının bilinmesini sağlayan şeyden ibarettir.
Akıl, bu terazinin mahiyetini ve tartma keyfiyetini idrak edemez.
Konu 10: Sıratın hak olduğuna inanmak.
Sırat: Cehennemin üzerinden uzatılmış olan kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprüdür. Cennetlikler bunun üzerinden göz açıp kapayacak bir zamanda, yıldırım gibi, rüzgâr gibi, süvariler gibi geçerler.
Cehennemlikler ise, sıratın üzerinden geçerken ayakları sürçer ve yuvarlanarak cehenneme düşerler.
Konu 11: Büyük günah işleyenler hakkında Peygamberlerin ve hayırlı kişilerin şefaat etme yetkilerinin varolduğuna inanmak.
Zira Enes İbn-i Mâlik (Radıyallahu Anh)’dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Selem):
“Şefaatim, ümmetimin kebire (büyük günah) sahipleri içindir.” buyurmuştur. (Ebû Davud, Sünnet:23 No: 4739, 2/649, Tirmizî, Kıyamet:11 No: 2435, 4/625, İbn-i Mâce, Zühd:37, No: 4310, 2/1441)
Osman İbn-i Affan (Radıyallahu Anh)’dan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte Resûlüllah (Sallallâhu Aleyhi ve Selem) şöyle buyurmuştur:
“Kıyâmet gününde üç sınıf insan şefaat edecektir; Peygamberler, âlimler ve şehidler.” (İbn-i Mâce, Zühd: 37, No:4313, 2/1443)
Konu 12: Büyük günah işleyen Müslümanlar tevbe etmeden ölseler dahi cehennemde ebedî olarak kalmayacaklarına inanmak.
“Kim zerre kadar hayır işlerse, onu görecektir.” (Zilzal Sûresi: 7)
Kur’an-ı Kerim’de bu ve bu manada birçok âyet-i kerime vardır.
Mü’min olan bir kimsenin ne kadar günahı olsa da, imanı bulunduğuna göre mutlaka hayrı vardır. Zerre kadar hayır işleyen bunun sevabını göreceğinden, o kişinin neticede mutlaka cennete gireceği muhakkaktır. Çünkü cehennemde kaldığı sürece imanının mükâfatını görmesi imkânsızdır.
Konu 13: Amelin imandan cüz olmadığına inanmak.
Zira iman; Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Selem)’in Allâh-u Teâlâ’dan getirdiği zarûrî ve kesin olarak bilinen şeylerin tamamına inanmaktır.
Bu kavram, azlığı ve çokluğu kabul etmez. Dolayısıyla iman ne artar, ne eksilir. Bu tasdik kendisinde olana: “Mü’min”, olmayana: “Kâfir” denir. İman iki rükün (temel)den ibarettir;
1- Kalb ile tasdik,
2- Dil ile ikrar.
Kalb ile tasdik rükn-i aslî’dir; dil ile ikrar ise rükn-i zâiddir. Rükn-i aslî olan kalb ile tasdik, hiçbir surette mü’minden düşmesi ihtimali bulunmayan bir rükündür.
Rükn-ü zâit olana ikrar ise, mü’minden düşmesi ihtimal dahilinde olan bir rükündür. Şöyle ki; öldürmekle veya bir uzvunun telef edilmesiyle veyahut şiddetli bir dayakla tehdit edilmesi durumunda dil ile ikrar düşebilir.
Nitekim dilsiz hakkında da bu rükün düşünülemez.
Konu 14 : Büyük günah işlemenin mü’mini iman dairesinden çıkarmayacağına inanmak.
Bu konu bir önceki konunun neticesi konumundadır.
Büyük günahlar, İbn-i Ömer (Radıyallahu Anh)’dan rivâyet edildiği üzere dokuzdur:
1- Allâh-u Teâlâ’ya şirk koşmak,
2- Haksız yere adam öldürmek,
3-Namuslu kadının iffetine iftira etmek,
4- Zina etmek,
5- Savaştan kaçmak,
6- Sihir (büyü yapmak veya yaptırmak),
7- Yetim malı yemek,
8- Müslüman olan ana ve babaya asi olmak,
9- Mescid-i Haram’da günah işlemek.
Ayrıca Ebû Hereyre(Radıyallahu Anh), bunlara fâiz yemeyi; Hazret-i Ali (Radıyallahu Anh), hırsızlığı ve şarap içmeyi eklemiştir.
Konu 15 : Allâh-u Teâlâ’nın duâları kabul edip, ihtiyaçları göreceğine inanmak.
Çünkü Allâh-u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de; “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim” buyurmuştur. (Mü’min Sûresi: 60’dan)
O halde hayatta olan insanların ölülere duâ etmelerinde ve onlar için sadaka vermelerinde fayda vardır.
Bu konuya delil olarak Taftazanî (Rahimehullah), “ölülere, özellikle cenaze namazında yapılan duâlarla ilgili olarak nakledilen sahih hadisler vardır.
Ve selef (geçmiş büyükler)de, bu gibi hususlar öteden beri an’ane haline gelmiştir. Yapılan duâda ölü için fayda olmasa, bu gibi şeylerin manasız olması gerekirdi” demiştir.
Âişe (Radıyallahu Anha)‘dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): “Sayıları yüze varan bir cemaatın namazını kıldığı ve hep birlikte duâcı olduğu hiçbir ölü yok ki, bunların o zat hakkındaki duaları kabul edilmemiş olsun” buyurmuştur. (Müslim, Cenaiz:18, No: 947, 2/654)
Konu 16 : Kulun kendi iradesiyle yaptığı bütün iyi ve kötü fiillerinin yaratıcısının Allâh-u Teâlâ olduğuna inanmak.
Çünkü Allâh-u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de;
“Sizi de, yaptıklarınızı da yaratan Allâh(u-Teâlâ)dır.” (Sâffât Suresi: 96)
“Yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Düşünmez misiniz” buyurmaktadır. (Nahl Suresi: 17)
Bu âyet-i celîle yaratıcılıkla övünme makamında nâzil olmuştur. Şayet yaratıcılık Allâh-u Teâlâ’ya ait olmasaydı, bu âyetle övünmesinin bir manası olmazdı.
Ehl-i sünnet Vel cemaat mezhebinden olan bir kişinin bu şekilde inanması lazım geldiği için yaratmak kelimesini kullara isnad ederek: “Falanca kişi yarattı” demekten sakınmalıdır.
Soru: Kulun bütün fiillerini yaratan Allâh-u Teâlâ olduğuna göre, kul yaptığı fiilden niçin mes’uldür?
Cevap: Allâh-u Teâlâ kullarına hayrı da şerri de seçebilecek bir irâde vermiştir. Kul, bu seçme kudretini hayır ve şerden dilediği cihette (yönde) kullanabilir. Kulun iradesini hayra ve şerre sevk etmesine: “Kesb” denilir.
Kulun bu kesbinin Allâh-u Teâlâ’nın kul için yaratmış olduğu fiille ilgisi ve birlikteliği vardır. Dolayısıyla kulun yapmış olduğu fiilde, Allâh-u Teâlâ’nın onu cebretmesi (zorlaması) söz konusu olamaz.
Görüldüğü gibi kulun mes’uliyeti kesbinden kaynaklanmaktadır.
Konu 17: Yolcu veya yolcu değil iken mestler üzere mesh etmenin câiz olduğuna inanmak
Hasan-ı Basrî (Radıyallahu Anh) demiştir ki; Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in ashâbından ulaşmış olduğum yetmiş kişinin hepsi, mest üzere mesh etmenin câiz olduğu görüşünde idi.
Bundan dolayı Ebû Hanife (Radıyallahu Anh) “Gün gibi açık deliller elde etmedikçe, mestler üzere meshin caiz olduğuna kanaat getirmedim” demiştir.
Tabakât-ı Fukaha’nın üçüncü tabakasından: “Müctehid fil mes’ele” (Müçtehidin görüşünün bulunmadığı meselelerde müctehidin kâide ve usûlüne uygun bir şekilde ictihad etme yetkisine sahip) olan İmâm-ı Kerhî (Rahimehullah) demiştir ki:
Mest üzere mesh etmenin câiz olmadığına kanaat getirenlerin kâfir olmalarından endişe ederim. Çünkü bu konuda nakledilen eserler ve haberler tevatür hükmündedir.
Netice; mest üzere mesh etmenin câiz olmadığı kanaatine varanlar bid’at ehlidir.
Konu 18: Kabirde Münker ve Nekir’in sual sormalarının hak olduğuna inanmak.
Münker ve Nekîr: Kabre girerek, insana Rabbinden, dininden ve Peygamberinden sual soran iki melektir.
“Ölü mezara gömülünce, birine: ‘Münker’ diğerine: ‘Nekir’ adı verilen siyah ve gözleri mavi iki melek gelir.
Ona derler ki; ‘şu Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) denilen zat hakkında ne dersin?’ O da (dünyada) dediğini söyler.
‘O, Allâh(-u Teâlâ)nın kulu ve Resûlüdür. Ben şehâdette bulunurum ki, Allâh(-u Teâlâ)’dan başka ilâh yoktur, Muhammed (Aleyhisselâm) da O’nun kulu ve Resûlüdür.’
Bunun üzerine melekler; “biz senin böyle diyeceğini zaten biliyorduk” derler.
Sonra onun mezarı enine ve boyuna yetmiş arşın genişletilir. Daha sonra bu ölünün mezarı aydınlatılır.
Neticede Melekler ölüye: ‘Yat, uyu’ derler. O da (sevincinden dolayı): ‘Aileme döneyim ve (bu iyi halimi onlara) haber vereyim (mi?) der.
O zaman Melekler; ‘Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi mahşer gününe kadar sen uyumana devam et.’ derler.
Ölü münâfık olursa; ‘Halkın Muhammed (Aleyhisselâm) hakkında bir şeyler söylediklerini işittim, ben de onlar gibi konuştum, başka bir şey bilmiyorum (yani onun gerçekten Peygamber olup olmadığını bilmiyorum)’ der.
Melekler; ‘Böyle diyeceğini zaten biliyorduk.’ derler.
Daha sonra yere: ‘Bu adamı alabildiğine sıkıştır.’ diye hitap edilir.
Yer de başlar adamı (mengene gibi) sıkıştırmaya… O kadar ki (kaburga) kemikleri hurda haş olur.
Allâh-u Teâlâ onu o yattığı yerden diriltinceye kadar orada daima azaba uğratılır.” (Tirmizî, Cenaiz: 70 No: 1071, 3/383)
Konu 19 : Kâfirlere ve âsî olan bazı mü’minlere yapılacak kabir azabının hak olduğuna inanmak.
Çünkü İbn-i Abbas (Radıyallahu Anh)’dan rivâyet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki kabrin yanına uğradı ve şöyle buyurdu;
“Bunlar azap olunuyorlar, büyük bir şey hakkında azap olunmuyorlar. Evet (insanlar katında değilse de Allâh-u Teâlâ katında büyük bir şeyle azap olunuyorlar). Bunlardan biri küçük abdestten sakınmazdı (üzerine sidik sıçratırdı). Diğeri ise laf taşırdı.”
Daha sonra yaprakları soyulmuş yaş bir dalı aldı ve onu iki parçaya böldü. Sonra her bir kabre bir parça koydu.
O zaman sahabe-i kiram: “Ya Resûlellah! Bunu niçin yaptın?” diye sorduklarında, Resûlüllah : “Bu çubuklar yaş kaldıkları müddetçe, onların azaplarının hafifletileceğini umarım.” buyurdu. (Buharî Vüzû’: 54 No:213, 1/88 Müslim, İman: 34 No:292, 1/240 Ebu Davud, Taharet: 11 No:20, 1/52 Tirmizî, Taharet: 53 No:70, 1/102 İbn-i Mâce, Taharet: 26 No:347, 1/125 Nesâi, Taharet: 27 No:31, 1/33) Kabir azabı hakkında daha çok hadîs-i şerifler vardır, biz bir tanesiyle yetindik. (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

 

 

Copyright © Arifan Dergisi Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2008-12-04 (46 okuma)

[ Geri Dön ]

Published in: on Şubat 12, 2009 at 8:42 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://hayreddin.wordpress.com/2009/02/12/iman-esaslari-haziran-2008/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: