İMAN ESASLARI – NİSAN 2008

İMAN ESASLARI – NİSAN 2008

İnanç bakımından insanlar kaç kısımdır?
İnanç bakımından insanlar üç kısımdır;
1 – Mü’min,
2 – Kâfir,
3 – Münâfık.
Mümin kime denir?
İslâm dininde kesin delillerle sabit olup “Zarûriyât-ı Diniyye” diye isimlenen esasları ve hükümleri kalp ile tasdik edip kabullenen kişiye denir.
Kâfir kime denir?
İslâm dininde kesin delillerle sabit olan hükümlerin hepsini veya birini kabul etmeyip inkâr eden kişiye denir.
Münâfık kime denir?
İslâm dininde kesin delillerle sabit olan hükümleri kalben tasdik etmediği halde, diliyle “tasdik ettim” diyen kişidir. Münafıkların İslâm’a zararı, kâfirlerinkinden fazla olduğu için, onların azâbı kâfirlerden daha şiddetli olacaktır.
Kâfirler genel olarak kaç kısımdır?
Kâfirler birçok kısımlara ayrılmakla beraber yaygın olanları şunlardır;
Tabiatçılar: Bu kısım kâfirler, kâinatı yoktan var edenin Allâh-ü Teâlâ olduğunu inkâr edip, bütün mahlûkatı zaman ve tabiata dayandıran kişilerdir.
Putperestler: Kâinatı yoktan var edenin Allâh-ü Teâlâ olduğunu kabul etmekle beraber, Allâh-ü Teâla’nın bir olduğuna inanmayıp, bir çok yaratıcı ve mâbudun varlığına inanan kimselerdir.
Felsefeciler: Kâinatı yoktan var eden Allâh-ü Teâlâ’nın varlığını ve birliğini kabul etmekle beraber, Peygamberlik müessesesini ve onların tebliğ ettiği şer’î hükümlerin hepsini veya birini inkâr eden kimselerdir.
Ehl-i Kitap: Yahudi ve Hıristiyanlar. Bunlar Allâh-ü Teâlâ’nın varlığını ve birliğini, peygamberliği ve Şeriatı kabul etmekle beraber, bir kısım peygamberleri inkâr eden kimselerdir.
İNSANI DİNDEN ÇIKARAN SEBEPLER
Mürted kimdir?
İslâm dinini kabul ettikten sonra dinden çıkan kimsedir. Şöyle ki; hiç küfre bulaşmadan esasen Müslüman olan veya küfre bulaştıktan sonra İslâm dinini kabul edip onunla şereflenen şahsın, yeniden başka bir dine dönmesi veya hiçbir dinin müntesibi olmayıp inkâra sapmasıdır.
İslâm dini ile şereflenen bir Müslümanın mürted olması (dinden çıkması)nı gerektiren sebepler nelerdir? Bir Müslümanın mürted olmasını gerektiren sebepler başlıca dört kısımdır:
1 – Söz
2 – Fiil
3 – İtikat (inanç)
4 – Şek (şüphe)
Bir Müslüman’ın kâfir olmasını gerektiren sözler, yani; “Elfâz-ı küfür” nelerdir?
Bu sözler genel olarak şu ana başlıklar altında toplanmıştır.
1 – Ulûhiyet: Allâh-ü Teâlâ’nın ilâh olmasıyla ilgili sözler;
a – Allâh-ü Teâla’nın zâtı, sıfatları ve fiilleri konusunda ilâhlık makamıyla bağdaşmayan, Allâh-ü Teâla’nın ortağı, oğlu, eşi olduğunu ifade etmek.
b – Âyet ve Hadislerle sâbit olan sıfatların inkârına götüren sözler. Meselâ; Allâh-ü Teâlâ’nın “Hayat ve İlim” sahibi olmadığını ifade etmek.
c – Yaratıcı olan Allâh-ü Teâlâ’yı yaratıklara benzeten sözler. Meselâ; Allâh-ü Teâlâ’nın ay, yıldız, güneş, insan vesâire gibi yaratılmış olan şeylere benzediğini ifade eden sözler.
d – Ulûhiyete ait herhangi bir husûsu alaya alan sözler: Meselâ; zâlimin: “Allâh-ü Teâlâ’nın takdir etmediği şeyi yaparım.” şeklinde ifadesi.
2 – Nübüvvet: Peygamberlerle ilgili sözler;
a – Son peygamber Hazreti Muhammed (Aleyhisselâm) dahil olmak üzere bütün peygamberlerin ilâhî emirleri insanlara tebliğ etmekle görevli elçiler olduklarını reddeden ifadeler.
Meselâ; Âdem (Aleyhisselam)’ın peygamber olmadığını iddia etmek. (Mecmeu’l Enhur: 1/700)
b – Peygamberlerle alay edip getirdikleri vahyi yalanlayan ifadeler
c – Peygamberleri kötüleyen, küçümseyen ve onlara dil uzatmayı ifade eden sözler.
d – Namaz, oruç, zekât, hac, cihad gibi ibâdetleri, Peygamberin öğrettiği şekilde kabul etmemeyi ifade eden sözler.
Meselâ; Zekâtın, malın kırkta birinden verileceğini, namazın beş vakit olduğunu inkâra götüren sözler gibi.
e – Herhangi bir kişiyi veya onun görüşlerini peygamberlerden üstün görmeyi ifade eden sözler.
f – Hazreti Muhammed (Aleyhisselam)’ın peygamber olduğunu kabul edip son peygamber olduğunu kabul etmemek. (Mecmeu’l-Enhur: 1/700)
3 – Kur’ânla ilgili sözler:
a – Kur’ân’ın tamamını veya bir kısmını inkâra götüren ifadeler.
b – Kurân’daki iman, ibadet, hukuk, ahlâk konularına ilişkin bilgilerin yanlışlık ve eksiklik taşıdığını öne süren ifadeler.
c – Kur’ân’ın haram kıldığını helâl gören ifadeler. Meselâ; Faiz, zina, domuz eti yemek, haksız yere adam öldürmek gibi haramlığı kesin olarak kabul edilen hareketlerin caiz olduğunu iddia etmek.
d – Et ve ekmek gibi helâl olduğu kesin, icmâ ile sabit olan şeylerin haram olduğunu ifade eden sözler.
4 – İslâmî ilimlerle ve İslâm âlimleriyle ilgili sözler:
a – İslâmî (Tefsir, Fıkıh, Hadis, vb.) ilimlere ve İslâm âlimlerine karşı tavır alıp, dinin gelişmesine yönelik hizmetleri engelleyici sözler.
Meselâ; Hafızlık yapan (Kur’ân-ı Kerim’i ezberleyen) kişinin bu amelini hakir görerek ona: “Cenaze imamı mı olacaksın, bu sana ne fayda verir, vah zavallı çocuk beynin tahrip oluyor, bu çocuklara yazık değil mi?” şeklinde ifadeler kullanmak.
b – İslâmiyeti temsil ettiklerinden dolayı âlimler hakkında sarf edilen alaycı ve küçümseyici ifadeler.
5 – Değişik konular: Kur’ân’ın sadece Araplara mahsus bir kitap olduğunu ifade eden, yine Kur’ân-ı Hazreti Muhammed (Aleyhisselam)’ın kendi eseri ve felsefesi olarak gösteren, İslâmiyet’in veya Şeriat’ın çağ dışı bir sistem olduğunu iddia eden sözler bu gruptandır.
Not: “Elfâz-ı Küfür” hakkında yazılan bazı kitaplarda, bu lafızları (sözleri) kullanan kişilerin niyetleri dikkate alınmadan şekilci bir yaklaşımla Müslümanlar hakkında tehlikeli sonuçlar doğuracak hükümler mevcuttur. Âlimler, Elfâz-ı Küfr’ün kişiyi küfre sokması için bazı şartlar ileri sürmüşlerdir:
Bu şartlardan birincisi; kullanılan ifadenin küfre sokacağı husûsunda âlimlerin ittifak etmiş olmalarının gerekli olduğudur.
Elfâz-ı Küfür”den olduğu sabit olan bir sözü, “Elfâz-ı Küfür” den olduğunu bilmeyerek söyleyen kişinin küfre girip girmeyeceği hususunda ihtilâflar vardır.
Bu itibarla âlimlerin çoğunluğu bu kişilerin kâfir olmayacağı hususunda birleşmişlerdir.
Meselâ; Allâh-ü Teâlâ’nın baba olduğuna inanmayarak sırf cehaletinden “Allah baba” diyen kişinin kafir kabul edilmemesi daha münasiptir. Zira kişi bu sözüyle Allâh-ü Teâlâ’yı yücelttiğini zannetmektedir.
Bir Müslümanın kâfir olmasını gerektiren fiiller nelerdir? Putlara, Güneş’e, Ay’a veya yıldızlara secde etmek gibi küfre götüren herhangi bir harekettir.
Veya Kur’ân-ı Kerim’i temiz olmayan bir yere atmak, Ramazan ayında hiçbir mâzeret olmaksızın, müslümanların arasında alenen yemek, içmek gibi işlerdir: Zira bu fiiller inkârdan kaynaklanmaktadır.
Kâfirlerin kutsal kabul ettiği yılbaşı ve benzeri günlerde tebrik maksadı ile hediyeleşmek de insanı kâfir eder. Bir Müslümanın kâfir olmasını gerektiren inançlar nelerdir. İslâm Dini’nin hak olduğuna veya İslâm Dini’nde kesinlikle sabit olup inanılması farz olan herhangi bir hükmün aksine kalben inanmaktır.
Bu kâinatın kadim (evveli olmadığına), kâinatın yaratıcısı olan Allâh-ü Teâlâ’nın bir hâdis (sonradan yaratılmış) olduğuna inanmak gibi.
Bir Müslümanın kâfir olmasını gerektiren şüphe nedir? İslâm Din’inde kesinlikle sabit olup “Zarûrât-ı Diniyye” ismini alan ve kapalı kalması tasavvur edilemeyen şeylerden herhangi birinde şüphe ederek “acaba bu öyle midir?” diye tereddüt etmektir.
Allâh-ü Teâlâ’nın varlığında, peygamberlerin doğruluğunda, kıyamet gününün gerçekleşmesi husûsunda şüpheye düşmek gibi.
Not: Yukarıda yazdığımız dört kısımdan herhangi birisiyle kişinin Allâh-ü Teâlâ katında kâfir olması gerçekleşmiş olur.
Fakat İslâm hukukuna göre bir kimsenin küfre girdiğine hükmedilebilmesi için, bu küfrünü, ya sözü ile veya fiili ile açığa çıkarmış olması lâzımdır.
Herhangi bir kimsenin kalbî olan hallerine vakıf olunamayacağından, itikadını, şek ve şüphesini açığa çıkarmadıkça kâfir sayılamaz.
Ehl-i Sünnet Ve’l cemaat mezhebinin mûteber itikat kitaplarından “Akâid-i Nesefî” aşağıdaki zikredilecek olan şeylerin kişiyi küfre sokacağını açıkça ifade etmiştir.”
1 – “Âyet ve hadislerin zahîrî manaları değil batınî manaları esastır” derler. Gayeleri zâhirî manaları ve bedenî ibadetleri ortadan kaldırıp, İslâm’ı kökünden yok etmektir. Tasavvuf ehli, Hakka vakıf bir takım kişilerin: “Kur’ân’ın zahirî manasına en küçük bir gölge düşürmeden onlarla sülûk ehli için malûm bir takım ince manaların arasını telif etmek (birleştirmek) mümkündür.” demeleri, kâmil iman ve saf irfanın neticesidir.
2 – Kitap ve sünnetten kesin nasların delâlet ettiği hükümleri inkâr ile nasları reddetmek küfürdür. Meselâ; cesetlerin haşrı (mahşer günü dirilmesi). Çünkü bu nasları reddetmek, açıkça Allah ve Resûlünü yalanlamaktır. Binaenaleyh bir kimse Hazreti Âişe (Radıyallahu Anha) validemize zina iftirasında bulunursa kâfir olur.
Çünkü Hazreti Âişe (Radıyallahu Anha) validemizin tertemiz olduğu, nas (kesin delil, ayet-i kerime) ile sabittir.
3 – İster büyük olsun, ister küçük olsun, günah oluşu kesin delille sabit olan herhangi bir günahı helâl saymak küfürdür.
4 – Haram oluşu kesin delille sabit olan bir haramı önemsememek küfürdür.
5 – İslâm ile alay etmek küfürdür. Zira 4. ve 5. maddeler Allah ve Resûlü’nü yalanlama alâmetleridir.
6 – Allâh-ü Teâlâ’dan ümit kesmek küfürdür. Çünkü Allâh-ü Teâlâ: “Doğrusu Allâh-ü Teâlâ’nın rahmetinden kâfirlerden başkası ümit kesmez” buyurmaktadır. (Yusuf suresi. 87)
7 – Bir kimsenin kesin olarak cennete gireceğine inanması şeklinde Allâh-ü Teâlâ’dan emn (emin olmak) küfürdür.
Zira Allâh-ü Teâlâ: “Allâh-ü Teâlâ’nın azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allâh-ü Teâla’nın mühlet vermesinden emin olamaz” buyurmaktadır. (Araf suresi: 99)
8 – Kâhinin gaybe dair verdiği haberi tasdik etmek küfürdür. Nitekim Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Selem) şöyle buyurmuştur. “Bir kimse kâhine veya araf (Gayb ilmini bildiğini iddia eden bir kimseye, yıldız falına bakan) a gider ve verdiği haberi tasdik ederse, Allâh-ü Teâla’nın Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve Selem)e indirdiğini inkar etmiş (kâfir olmuş) olur. (Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned No: 9541, 3/419, Tirmizî, Taharet: 102 No: 135 1/242, Hakim, Müstedrek No: 15, 1/50, Beyhakî, Sünen-i Kübra No: 16496, 8/233)
Kâhin: Gelecek zamanda vukû bulacak hadiseleri haber veren, bir takım sırları bildiğini ve gayb âlemine ait bilgilere vakıf olduğunu iddia eden kişidir.
9 – Hiçbir veli asla bir nebinin derecesine ulaşamaz. Çünkü nebiler masumdurlar, kötü bir şekilde ölmek korkusundan emindirler. Vahiy almakla ve vahy meleğini görmekle ikram olunmuşlardır.
Velilerin kemâlâtıyla vasıflandıktan sonra şer-i hükümleri tebliğ ve halkı irşâd işiyle vazifelendirilmişlerdir. “Velinin, nebîden üstün olduğunu söylemek küfür ve sapıklıktır.”
Evet Nebînin hem nübüvvet hem de velâyet rütbeleriyle vasıflandığı ve bu sıfatlarla vasıflanan nebînin veliden daha üstünlüğünün kesin olduğunu kabul ettikten sonra, “nebînin, nebîlik rütbesi mi, yoksa velilik rütbesi mi daha üstündür?” konusunda tereddüt edilebilir.
İmâm-ı Rabbânî (Kuddise sırruhu) Mektûbatında bu konuya açıklık getirmiş ve şöyle demiştir. “Bir nebînin nübüvvet (peygamberlik) rütbesi, kıyas kabul etmeyecek şekilde velâyet (velilik) rütbesinden üstündür.”
10 – Aklı başında, bulûğa ermiş olan bir insan, kendisinden emir ve yasakların düşeceği bir mertebeye ulaşamaz.
Çünkü insanı mükellef kılma (sorumlu tutma) konusundaki naslar (Âyet ve hadisler) umûmîdir. Ayrıca müctehidler, bir mükellefin böyle bir mertebeye ulaşmasının söz konusu olmayacağı husûsunda icma (söz birliği) etmişlerdir.
Bazı ibahiyecilerin benimsedikleri. “Kul Allâh-ü Teâlâ’ya muhabbette son noktaya ulaşır, kalbi saf hale gelir ve münafıklık söz konusu olmaksızın îmânı küfre tercih ederse ondan emir, nehiy (dini sorumluluklar) düşer. Ve “Büyük günah işledi diye Allâh-ü Teâlâ onu cehenneme sokmaz.” şeklindeki fikirler, Yine diğer bazı ibahiyecilerin benimsedikleri, yukarıda anlatılan mertebeye ulaşan insanlardan namaz oruç ve zekât gibi zahirî ibadetlerin düşeceği ve onun ibadetinin sadece tefekkür (düşünme) olacağı şeklindeki görüşler, küfür ve dalâlet (kâfirlik ve sapıklık) tır..

 

 

Copyright © Arifan Dergisi Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2008-10-15 (59 okuma)

[ Geri Dön ]

Published in: on Şubat 12, 2009 at 8:46 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://hayreddin.wordpress.com/2009/02/12/iman-esaslari-nisan-2008/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: